Turkiye'nin Oyun Forumu
Sitemizden yararlanmak ve bu ailenin bir parçası olabilmek için 10 saniyenizi harcayarak lütfen üye olunuz!
Not : Üye Olduktan Sonra Üye Olduğunuz Msn'ye Aktifasyon Mesajı Gelecektir.O Mesaja Girip Aktif Etmeden Hesabınıza Giremezsiniz.


| Oyun Severlerin Buluşma Noktası STForum | Aramıza Katıldığınıza Asla Pişman Olmayacaksınız |
 
AnasayfaSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yapForum Oyunları
>

Paylaş | 
 

 O Kadar Hızlı Gittik ki, Ruhumuz Geride Kaldı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
emincanaskinci
Adminstratör
Adminstratör


Reklam Reklam :
Yönetici Puanı Yönetici Puanı :
999 / 999999 / 999

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 712
Forum Lirası Forum Lirası : 18219
   +Rep Puanı +Rep Puanı : 10510
Erkek
Yaş : 25
Nerden : Edirne
İş/Hobiler : öğrenci
Ruh Hali :
Takım :

MesajKonu: O Kadar Hızlı Gittik ki, Ruhumuz Geride Kaldı    Perş. Haz. 24, 2010 11:17 pm

"O KADAR HIZLI GİTTİK Kİ, RUHUMUZ GERİDE KALDI"
Can DÜNDAR
Bir filmde seyrettim;
genç ve güzel bir kadın Paris'te bir cafe de bir erkeğe anlatıyordu. O da anlattıklarını bir dergide okumuş;
Meksika'da Inka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol
aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.
Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola sonunda tepenin üstündeki görkemli Inka tapınaklarına geliyorlar.
Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor, "hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? "Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki;
"Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik..."
Niye içimiz de hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı beceremediğimizi, niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve "niye" ile başlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor Inkalar'in yaşlı
torunu. Çünkü bu aptal hayat içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok arkada kaldı, hatta onu nerelerde unuttuğumuzu bile hatırlayamıyoruz.
Çocuğunu kaybeden annelerin çılgınlığında bir sağa bir sola saldırıyoruz hepimiz, ama bir farkla, biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz...Herkes bir
arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor.
Sanıyoruz ki çok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız. Hadi maddeciliği bir kenara bırakalım; niye herkes aşktan şikayetçi? Çevremiz de
kaç kişinin aşk hayati iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır. Ve eminim hiç kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur.
Ben ten uyuşması kadar ruh uyuşmasının önemine inanırım. Hatta insanların eş ruhlarının olduğuna bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir ki? Evet, önce göz görür fakat ancak ruh
sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş ruhumuzu bulmak gibi bir şansımız olmadığına da eminim... İşte bu yüzden içimiz de sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz, işte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp,çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu yüzden mutluluğu bir türlü
yakalayamıyoruz...
Milan Kundera "yavaşlık" adlı kitabında; "yavaşlık hep aldatır,hızlılık ise unutturur" diyor. Telefon hızlılık mesela, konuşulanları, söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık, hep vardır ve hep hatırlatır.
Ben kendi adıma her zaman yavaşlıktan yanayım. Mesela uçaklardan hiç hoşlanmam, yeni bir şehre, yeni bir iklime hazırlanmaya, hatta hayal kurmaya bile vakit bırakmıyor bana "Küt" diye başka bir hayatın içine giriveriyorum. Ve en kötüsü de dönüşler, daha ayrılığın hüznünü bile
yaşamadan İstanbul'da olmak sahiden de çok tatsız.
Tabii ki ruhumun beni terk edip oralarda kalması da çok normal. Oysa trenler karanlık geceyi yırtan keskin düdüğü, uykuda olanlara yolculuk düşleri gösteren kara trenler...
Dağları bölen, nehirlerle yarışan, köprülerden geçen, ağaçları selamlayan, çocuklara el sallayan, güne bakanlara göz süzen, geçmişin hüznünü, geleceğin umudunu yaşatan,yolcularına yepyeni dostluklar hazırlayan kara trenler var bir de. Uçak değil, tren olmak istiyorum. böylece ruhum benden hiç ayrılmaz.Evet freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık.
Aceleye ne gerek var? Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaş... Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, başarı da.
"" Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda... ""
Can DÜNDAR
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://raw-rpg.yetkin-forum.com/index.htm
 
O Kadar Hızlı Gittik ki, Ruhumuz Geride Kaldı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Deneme Mod , Mod , Super Mod , Yönetici ve Administrator'ün GörevLeri!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Turkiye'nin Oyun Forumu :: Her Telden :: Bilmece & Test & Hikaye-
Buraya geçin: