Turkiye'nin Oyun Forumu
Sitemizden yararlanmak ve bu ailenin bir parçası olabilmek için 10 saniyenizi harcayarak lütfen üye olunuz!
Not : Üye Olduktan Sonra Üye Olduğunuz Msn'ye Aktifasyon Mesajı Gelecektir.O Mesaja Girip Aktif Etmeden Hesabınıza Giremezsiniz.


| Oyun Severlerin Buluşma Noktası STForum | Aramıza Katıldığınıza Asla Pişman Olmayacaksınız |
 
AnasayfaSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yapForum Oyunları
>

Paylaş | 
 

 Max Payne 3 inceleme

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TaeKwonDoTeaM
Çalışkan Üye
Çalışkan Üye
avatar

Reklam Reklam :
Yönetici Puanı Yönetici Puanı :
999 / 999999 / 999

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 230
Forum Lirası Forum Lirası : 10076
   +Rep Puanı +Rep Puanı : 11043
Erkek
Yaş : 25
Nerden : Ankara
İsim : ByLee
İş/Hobiler : Savunma Sporları...
Ruh Hali :
Takım :

MesajKonu: Max Payne 3 inceleme   Paz Haz. 28, 2009 10:25 pm

Yaşadığı facialar yüzünden deliren, üstüne üstlük bizi de buna alet edip ortalığı birbirine katan Max Payne (MP), hızını alamamış olacak ki üçüncü oyunuyla, kötü kalplilere kendi bildikleri yöntemlerle, barut ve çelikle tekrar gerekli cevabı vermek için dönüyor.
İşini, ailesini ve hayatını, kısacası her şeyini yitiren Max bize neler getiriyor? En son 2003’te gördüğümüz Max, son 12 yılda oldukça değişmiş; neredeyse tanınmaz halde. Hayatın zorlukları ve şeytani düşmanlarının yüzünde bıraktıkları, birkaç basit kırışıklıktan ibaret değil. Kilo kaybetmiş, saçlarını da... Sakallı, ince ve kaslı yapısı ile eski bir polisten çok kanun kaçağına benziyor. Bu adama ne oldu da bu hale geldi? Karakterin bu kadar değiştirilmesinin riskli olduğunu belirten Rockstar Sanat Yönetmeni Rob Nelson, şunları ekliyor: “Başarılı olmuş ve kült haline gelmiş bir eserin ana karakterinde bu kadar temel değişiklikler yapmak gerçekten ustalık isteyen, dikkat gerektiren bir iş.” Oyunun ve dolayısıyla Max’in benimsenen ve beğenilen yanlarını korumak zorunda olduklarını belirten Nelson, aynı zamanda değişim ve gelişimin de şart olduğunu belirtiyor. Oyunun haklarını Remedy’den satın alan Rockstar, zaten vahşet içerikli aksiyonlarda kendini birçok kez kanıtladı. Oyunun eski yapımcısının yaptıkları işe saygı duyduklarını belirten Nelson, yeni oyunun da önceki oyunların yıllar önce yarattığı etkiyi yaratacağından oldukça emin.

Projenin güçlüğü tartışılmaz. Rockstar’ın aksiyon konusunda olmasa da, kurgu ve hikaye konusunda ilk iki oyunun başardıklarına ulaşması gerçekten güç. Ancak firma bu tarz yüksek beklentilere sahip projelerin altına girmeye alışık olduğunu belirtiyor. Nelson, kendilerini zorlayacak projelere her zaman açık olduklarını belirtirken şunları ekliyor: “Kendimize duyduğumuz güven ve içgüdülerimizle hareket etmeyi öğrendik.”

Rockstar’ın firma olarak, yaşayan şehirleri ve canlı atmosferleri çok iyi bir biçimde tasvir ettiğini hepimiz biliyoruz. Grand Theft Auto serisinin en büyük başarılarından biri de, oyunlarının bu özelliklerini, serinin yeni çıkan her ürününde bir adım öteye götürmek ve teknolojinin imkanlarını sonuna kadar kullanarak gerçekleştirmek oldu. Önemli olan ise kurgunun ve hikayenin bu gelişimden payını almasıydı. MP serisinin en göze çarpan yanı ise New York’un karanlık atmosferini ve hikayenin dramatik yönünü, çizgi roman benzeri ara sahneler ve sinematik kamera açıları ile tasvir etmesiydi. İşin aksiyon yanı ise kısaca çok ama çok eğlenceliydi.

İlk oyunda, hayatını mahveden uyuşturucu kaçakçılarından intikam almak isteyen Max, karşılaştığı derin devlet ve uyuşturucu komplosunun ördüğü ağlara rağmen yolunu kaybetmeden, amacına ulaşmaya çalışıyordu. İki yıl sonra başlayan ikinci oyunda ise “Temizleyiciler” adlı seri katil grubuna ait bir olayı incelerken, geçmişten tanıdığı bir kadınla, Mona Sax ile karşılaşıyor ve ilk oyundan da tanıdığımız gizli grupla uğraşmak zorunda kalıyordu. Eğer halen ilk iki oyunu oynamadıysanız daha vaktiniz var. Önümüzdeki Kış aylarında piyasaya çıkacak olan MP3’ün önceki iki oyununu tüketmeniz, tarafımızdan ısrarla tavsiye olunur. Peki ya serinin sonuncusunda Max, silahının dumanı tüten namlularını hangi zavallılara doğrultacak?

Yaşadığı gerilim ve acı dolu tecrübelerden sonra alkole ve acı dindiricilerine olan bağımlılığı, Max’in New York Polis Teşkilatı’ndaki işini kaybetmesine neden olur. New York’taki acı dolu hatıraları geride bırakmak isteyen Max, mafyanın hüküm sürdüğü ve sivillerin %75’inin silah taşıdığı Sao Paulo’ya, Brezilya’nın 20 milyonu aşkın nüfuslu modern savaş alanına yerleşir. Bu kadar vahşi bir ortama adımını atan Max’in, sakin bir hayat yaşama ihtimali olabilir mi? Max’in Sao Paulo’ya gitmesi ilk etapta saçma gelebilir. Yaşadıklarından sonra suç dolu bir şehre yerleşmenin, Max’e -ya da Sao Paulo halkına- pahalıya patlayacağı aşikar. Max’in halen savaştığı bağımlılığının etkilerini HUD’ından da fark edeceğiniz MP3’te, şu an bilemediğimiz -ve yapımcıların ”kayıp yıllar” olarak nitelendirdiği- bu 12 yıl içinde neler olduğu gizemi ise oyunun piyasaya çıkması ile kaybolacak. Ayrıntıları paylaşmaktan kaçınan firma yetkileri ise şimdilik, bağımlılıkları ile yeni evinde dibe batmış bir halde yaşamaya başlayan Max’in, itibarı sorgulanabilir bazı bağlantıları sayesinde özel koruma olarak işe alınacağı bilgisini paylaşıyor.

Karanlık New York atmosferinin “Max Payne” isimli herhangi bir oyun için vazgeçilmez olduğunu düşünenler ağırlıkta. Tam anlamıyla bambaşka bir atmosfere yerleştirilecek kurgunun başarıya ulaşma şansı üzerine kafa yormadan önce, gelin 2015 yılının Sao Paulo’suna, Portekizli yerleşimcilerin torunlarının nasıl yaşadığına göz gezdirelim. ”Favela” olarak adlandırılan varoşların en yoğun olduğu ve dünya şehirleri arasında en tehlikeli semtlerden oluşan Sao Paulo, resmi kaynaklarda sanayisi ile öne çıksa da, şehir aslen uyuşturucu kartellerinin elindedir. Acımasızlığıyla ün salmış, 1993 yılında Taubate hapishanesinde sekiz hükümlü tarafından kurulan Primeiro Comanda da Capital adlı çete, Sao Paulo’nun aynı adı taşıyan başkentini avucunun içine almış, deyim yerindeyse iliğini kurutmaktadır. Geniş çaplı hapishane ayaklanmalarından, toplu kaçışlardan, soygun, adam kaçırma ve terörist aktivitelerden sorumlu tutulan bu oluşum ile rüşvete batmış yerel polisin olduğu bir ortam hayal edin; üzerine de 15 milyon silahlı sivil koyun. Ortam hem MP için, hem de Rockstar için daha uygun olamaz değil mi? Gençlerde en fazla ölüm sebebinin, istatistiki olarak cinayet oluşu kaçınılmaz bir hale geliyor. Kocaman bir şehir, tonlarca barut, çelik ve uyuşturucu ile et ve kemik...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
TaeKwonDoTeaM
Çalışkan Üye
Çalışkan Üye
avatar

Reklam Reklam :
Yönetici Puanı Yönetici Puanı :
999 / 999999 / 999

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 230
Forum Lirası Forum Lirası : 10076
   +Rep Puanı +Rep Puanı : 11043
Erkek
Yaş : 25
Nerden : Ankara
İsim : ByLee
İş/Hobiler : Savunma Sporları...
Ruh Hali :
Takım :

MesajKonu: Geri: Max Payne 3 inceleme   Paz Haz. 28, 2009 10:27 pm

Bir düzineye yakın çalışan, şehir hakkında bilgi toplamak ve şehir oyuna aktarılırken referans noktası olması açısından, Sao Paulo’nun varoşlarının yüzlerce fotoğrafını çekmiş; hatta işi abartıp, yüzlerce yerlinin üç boyutlu modellemelerini gerekli cihazlarla tarayarak oyuna aktarmış. Sao Paulo’nun yerlileri, oyunda birer düşman olarak betimlendiklerini duyunca ne tepki verirler bilemeyiz ancak Rockstar’dakiler bir süre arkalarını kollasalar iyi ederler. Ekibin elindeki bu kadar malzeme ile şehrin oyunda ne kadar gerçekçi görüneceği konusunda kimsenin bir şüphesi kalmasın. Önceki oyunları gibi MP3’te de aynı özeni gösteren firmanın konuyla ilgili yorumu şu şekilde: ”Bu Rockstar! Ayrıntı, teknoloji, araştırma, kurgu ve hikaye! Ve tabii ki tüm bunların bir araya getirilişi. Oyunlarımızın neden gerçek ve doğru hissettirdiğinin nedeni bu.” Ayrıca firma yetkilileri, gerçekten de kenar mahallede oturan ve düşük gelir düzeyli insanlarla çalıştıklarından dolayı farklı güçlüklerle karşılaştıklarını da itiraf ediyorlar.

Labirent benzeri varoşları ile New York’tan çok farklı bir ortamda, kel, sakallı ve kaslı Max, açıkçası biraz garip geliyor; hatta belki çoğumuz oyunu oynarken, oynadığımız oyunun MP’den farklı bir oyun olduğu hissine kapılabilir. Sonuçta 12 yıl, Max’e yapacağını yapmış. Firma, bu açığı ise seslendirme, hikayenin anlatılış tarzı ve oynanış ile kapatmayı planlıyor. Ancak ilk iki oyunda olduğu gibi oldukça ağır ve karanlık bir atmosfere sahip olduğuna emin olabilirsiniz. Max’i ilk oyundakinden farklı bir ismin seslendireceği MP3 için Nelson, büyük bir Hollywood yıldızını beklemememizi ancak bu konuya özellikle özen gösterdiklerini belirterek ekliyor: “Bizim için Max’in içsel monologları, oyunun halen vazgeçilmezlerinden. Oyunun yeni atmosferine taşınması sizleri yanıltmasın. MP dünyasındaki aldatma, ihanet ve acı konusunda yeni oyunun hiçbir eksiği yok.” Allah Max’e kolaylık versin, ne diyelim. Sao Paulo varoşları dışında da birçok mekana konuk olacağımız belirtilen MP3’te, göze çarpan ilk konu, Favelalar’ın sağladığı ortam. Labirentten farksız, kat yüksekliği değişken olan bu mahallelerde vuku bulan çatışmalar gerçekten hareketli olacağa benziyor. Size sağladığı koruma, ortaya çıkan düşmanlara da yarayabilir. Ne olursa olsun içinde silahlı çatışmalara girmenin eğlenceli olacağı konusunda hem fikir olduğumuz yapımcılar, şehrin tasarımına olabildiğince özen gösterdiklerini belirtiyorlar.

Arka plan nasıl olursa olsun, MP halen tam gaz bir aksiyon oyunu. Yavaş çekime geçtiğimiz kurşun zamanı (Bullet Time) modunun, farklı şekillerde farklı oyunlarda kullanıldığının farkında olan ekip, MP’yi eski tahtına çıkarmak için yeni ve orijinal fikirlere ihtiyaç duyduğunu kabul ediyor. Bunun oldukça zorlayıcı olduğunu belirten ekip, başarıyı ayrıntılarla yakalayacaklarına inanıyor. RAGE motoru ile tasarlanan oyun, çatışma sahneleri için motorun nimetlerinden sonuna kadar faydalanıyor. Gerçek dublörlerin hareketlerini yakalamak ve oyuna aktarmak için NaturalMotion Euphoria animasyon teknolojisi kullanılıyor. Hareketli modellemelerin tamamının bu yöntemle oyuna aktarılmasıyla oyunun gerçekçilik konusunda bir eksiği kalmıyor. Çevreyle etkileşimin neredeyse %100 hale getirildiği MP3’te, oyun içinde çok ayrıntılı olmasa da basit bir tür korunma sisteminin de olacağı kesinleşti. Oynarken gördüklerinizin olabildiğine gerçekçi olabilmesi için elinden geleni yapan ekip, Max’in yaptığı her hareketin sahip olduğu ayrıntı yoğunluğunu arttırmaya çalışıyor. Oyunu, zamanı yavaşlatmadan da oynayabileceğimizi söyleyen ekip, haritalarda da istediğimiz yönü seçebileceğimizi, dolayısıyla oyunu çok farklı şekillerde oynayabileceğimizi belirtirken şunları ekliyor: “Siz nasıl davranırsınız bilmem ama yapay zeka, duruma göre oldukça farklı davranacak.” Çok daha akıcı bir oynanışa sahip olacak MP3’te, ayrıca yeni bir kavram olan ”çevresel kurşun zamanı” kullanılıyor. Zamanı yavaşlattığımızda ateş etmek veya hoplayıp zıplamaktan daha farklı işler de yapabileceğiz; hatta bazı bölümleri geçebilmemiz için kurşun zamanımızı daha mantıklı kullanmamız gerekebilir. Normal zamanda çok zor olan bazı manevraları gerçekleştirebilmek için yavaşlatılmış zamana ihtiyaç duyacağız. Ekip, konuyla ilgili olarak oyun içinde bizlere bol bol sürpriz hazırladığını itiraf ediyor.

Peki ya MP3’ün multiplayer moda sahip olma ihtimali olduğunu söylersek ne yaparsınız? Doğrulanmayan kaynaklardan aldığımız haberlere göre, Sao Paulo’nun tehlikeli varoşlarında tek başınıza kalmayabilirsiniz. Silahlarınızı, cephanelerinizi ve acı dindiricilerinizi hazır edin! Co-operative ya da daha farklı bir tür multiplayer sistemin oyuna adapte edileceği ihtimali üzerine yeni bağımlılığınıza hazır olmakta fayda var.

Oyun hakkında çok fazla bilinmez olsa da, şimdiye kadar gördüklerimizle, oyunun hem Rockstar’ı, hem de MP serisini bir üst seviyeye taşıyacağını söylemek yanlış olmaz. Oyunda ilerledikçe, firmanın ayrıntı konusunda neden bu kadar ısrarcı olduğunu anlayacaksınız. Şehrin, etkileşimin ve özellikle çatışmaların ortaya koyduğu görsel ve fiziksel ayrıntının ulaştığı seviye neredeyse mükemmel. Geriye kalan bazı küçük ama güzel ayrıntılardan bahsedelim: Bullet Time sırasında önemli anlarda, kamera düşmana yakın çekim yapacak. Max, yere ”konduktan” sonra da yerde veya yerden kalkarken ateş edebilecek. Ayrıca Max, aldığı yaralardan dolayı son nefesini verirken reflekslerinizle katilinizin işini bitirebilirseniz, kahramanımıza bir şans daha verebileceksiniz. Yapımcı ekip, ”Yaptığımız oyunun ilk amacı eğlence! Dünyayla iletişimini, silahı ile kuran bir adamı oynadığınız bir oyunda, sağa - sola ateş etmek -birilerini vurun ya da vurmayın- kesinlikle ama kesinlikle eğlenceli olmalı.“ diyor. Yaptıkları oyunlara baktığımızda, firmanın bizleri şimdiye kadar oldukça eğlendirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Yeni mekanı ve yeni görünüşü ile Max’in yeni oyununun, gerçek başarıya ulaşmasında geriye kalan etkenler hikayesi ve kurgusu. 12 yılda bir insanı bu hale getiren olaylar -ilk oyunda çektikleri yetmezmiş gibi- oldukça merak uyandırıcı gerçekten. Kurgu ve hikaye kısmını halledebilirlerse Max’in önünde hiçbir şey duramayacak gibi görünüyor.
Gerçek bir çeteyi ve şehri, tüm gerçekliğiyle -kurgu bir gelecekte dahi olsa- kendi oyunları içinde kullanmalarına, çete mensupları ne der merak ediyoruz. Ününe oynanışının ve karanlık atmosferinin başarılı bir biçimde aktarılışı ile kavuşan MP, sizlere üçüncü oyunu ile şu ana kadar tatmadığınız bir tecrübeyi yaşatacak gibi.

ALINTIDIR!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Max Payne 3 inceleme
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Turkiye'nin Oyun Forumu :: Aksiyon & Macera Oyunları :: Max Payne :: Max Payne 3-
Buraya geçin: